Kapıaltı
Kapıaltı
Cezaevi Günlüğü
AYNI GÜN
KARGOYA TESLİM

…/…Bize her türlü işkenceyi yapan, zindanlara, idam sehpalarına yollayan “devlet adamları” nedense bizim sayemizde “küfretme” ve “işkence yapma”  hürriyetine sahip olduklarını akıllarına getirmiyorlardı!

 

Durup durup tekme tokat dalıyorlar, küfür etmedik bir yerimizi bırakmıyorlardı.Bayağı hırpalandık. Yetmezmiş gibi hepimizi teker teker falâkadan geçirdiler. Hâlbuki biz cezamızı almıştık. Fakat cezamızı almış olmamız bile onlar için yeterli değildi.

 

Bunların bu kadar işkence etmesinden, Türk halkı adına utanıyordum. Bizim insanımız bu kadar âciz olmamalı idi. Eli kolu bağlı insanı, çaresiz insanı bu kadar ezmemeli idi. Mevcut kanunlar karşısında suçlu görülen bizler halkımızın vicdanında masum olduğumuzu biliyorduk.

 

Bu işkencecilerin yüzüne baktıkça iğrenmeye başlamıştım. Bunlar bekası için vuruştuğumuz “devletin adamları” idiler. Hepsi de adî, insanlık dışı mahlûklardı. Daha fazla işkence yapmak için yarışıyorlardı. Ve onlar için sebep bulmak çok kolaydı.

 

İlk gecemiz... Saat 02.30 –03.00 suları... 8-10 kişilik bir gardiyan grubu müşahadiye’ye gelerek tam benim  karşımda durdu.

 

-Oğuzhan Cengiz sen misin?

 

-Benim, dedim. Merakla bakıyorum...

 

-Gel ulan buraya... Kapı açıldı. Müşahadiye’den  hamama  götürene kadar yolda karnıma ve böbreklerime yumruk tekme girişiyorlardı.

 

-Hamama geldiğimizde;

 

-Büyük terörist Oğuzhan Cengiz sensin demek! Ulan biz seni iki metre falân sanıyorduk. Oysa sen 50-60 kiloluk bir adammışsın... Vay vay vayy!..

 

İriyarı bir gardiyan mideme var gücüyle tekmeyi geçiriverdi. Sporcu olduğum için her darbede kendimi kasarak daha az etkilenmeye çalışıyor ve bana her vurduklarında alaycı bir gülümseyişle yüzlerine bakıyordum. Bu ise onları daha çok sinirlendiriyordu. Çeşitli işkence metotları deneyen gardiyanlar nihayet iyiden iyiye yoruldular. Tam beni geri müşahadiye’ye götüreceklerken gelen müdür yardımcılarından biri, bana ahlaksızca küfürler ederek okkalı bir tokat attı. Müdür yardımcısının küfürleri çok ağırıma gitmişti. Dayanamayarak:

 

-Burada yapılan bütün işkenceleri unuturum ama bu senin yaptığını  asla unutmayacağım! Günü geldiğinde senden bunun hesabını soracağım! deyince

 

-Sus ulan! Burası senin bildiğin cezaevlerine benzemez, koğuşlarda solcularla beraber yatacaksınız; bakalım el mi yaman bey mi yaman göreceğiz, birbirinizi yersiniz artık! Ulan gerçekten sen çok tehlikeli misin? Senin dosyana kırmızı kalemle: “Çok tehlikelidir; dikkat edin.” diye  yazmışlar. Burada hareket yapmak yok. Burası, Malatya E-Tipi Cezaevi... Burada hareket yapanın kafası kopartılır. Götürün bunu hücresine!...

 

Hücreye getirdiler. Aynı yere birlikte kapatıldığım solcu mahkum uyumamış, beni beklemiş. İşkenceyle ilgili sorular sordu... Bitkindim. Nasıl cevap verdiğimi bile bilmiyorum. Uyumuşum. “Sayım”da uyandım. Saat 08.00’di. her tarafım şişmiş, ağrıdan kemiklerim sızlıyor. O kadar ki, bir an yataktan kalkamayacağım sandım.  .../.../1983

 

ÜRÜN ÖZELLİKLERİ
  • İlk Basım Yılı:
  • Baskı:21
  • Sayfa Sayısı:304
  • Kağıt Türü:2. Hamur
  • Ebat:13 x 20,5
  • Cilt Durumu:Karton Kapak
  • ISBN:9789756217009
ÜRÜN KATEGORİLERİ
YORUM YAPIN
Yorum Başlığı:
Yorumunuz*:
%35 İNDİRİM
SATIŞ FİYATI : 21,07 TL
LİSTE FİYATI : 32,41 TL
Hesabım  |   Favori Listem  |   Sipariş Takibi  |   Yardım  |   Bize Ulaşın  |        
Alemdar Mah. Molla Fenari Sok. No: 35/B Cağaloğlu / Fatih / İstanbul / Türkiye   E-Posta : milletkitabevi@gmail.com
© 2005 - 2020 Millet Kitabevi Tüm Hakları Saklıdır.